EKOLOJİ

EKOLOJİK DENGE NEDİR



Ekolojik Denge İle İlgili Bilgi


Ekolojik denge, İnsan, hayvan, bitkilerin tabiatta hayatlarını sürdürebilmesi ve birlikte yaşayabilmesi için birbirlerini tamamlamaları ve birbirlerinden istifade etmek istemeleriyle oluşan tabii dengedir.

Örnek: Doğan küçük balıklar büyük balıklar tarafından yenmese denizler 1 yıl içerisinde balıklarla dolar ve taşar.

Aynı şekilde doğan sinekler ve böcüler diğer canlılar tarafından tüketilmese yer yüzü 1 metre sinekle kaplanır.

Büyük balığın küçük balıkları yiyerek hem karnını doyurması hemde balıkların sayısının alışırı şekilde artmasını önlemesi Ekolojik dengedir.

Bu gibi örenekleri çoğaltabiliriz.

Ekolojik denge (doğal denge) nedir?

Ekosistemin parçaları (ister bitki türü, ister iklim, isterse toprak olsun) onbinlerce ve hatta milyonlarca yıllık bir zaman süreci içinde evrimleşerek ortaya çıkmışlardır. Uzun zaman içindeki bu evrimleşmeye bağlı olarak canlı ve cansız parçalar arasında dengeli bir düzen ve çok ince ayarlanmış bir uyum vardır. Her parça birbirleriyle, değişik derecelerde ilişkilidir. Ekosistemin sağlıklı işlemesi için, sistem içinde her bir parçanın ayrı bir işlevi ve görevi oluştu. Parçalar bu görevlerini farklı zamanlarda ve farklı koşullarda yerine getirebilirler. Ekosistemin parçalarından herhangi biri bozulursa veya o parça sistemden çıkarılırsa, ekosistem verimli çalışamaz zamanla bozulur ve önceki görevini yapamaz hale gelir. 

Meselenin daha iyi anlaşılması için geçmişten iki örnek verelim:

* Mısır'da Nil nehri üzerinde 1968 yılında zamanın 'mühendislik harikası' olarak adlandırılan Asuvan Barajı yapılmıştı. Amaç, elektrik enerjisi üretme ve sulama suyu elde etme idi. Bu barajın işletmeye açılmasından kısa bir süre sonra; delta tarafında kalan topraklar çoraklaşmaya, nehir ağzındaki denizde yaşayan balık türlerinin çoğu yok olmaya, yabancı uyruklu insanlarda bir karaciğer hastalığı gittikçe artmaya başladı.

Baraj bu bölgede şu olumsuz etkiyi yapmıştı:

Baraj yapılmadan önce Nil nehri tarım bakımından çok verimli, zengin alivyonlu topraklar taşıyor ve bunlarla Nil deltasını doğal gübrelerle gübreliyordu. Ayrıca bu deltayı suluyordu. Baraj yapılınca doğal gübreleme durdu, aynı zamanda kurak bir alan meydana geldi. Bunun sonucunda deniz suyu ve şiddetli buharlaşmayla delta toprakları tuzlandı ve çoraklaştı.

Nil nehri, baraj yapılmadan önce, denize döküldüğü kısımda yaşayan balıklara bol miktarda oksijen getiriyordu. Bu sular barajla tutulunca, hem oksijen akımı, hem de balıklar için yem olabilecek bazı organik madde taşınması ortadan kalktı. Bütün bunlarda ekolojik dengeyi bozarak bazı balık türlerinin yok olmasına neden oldu.

Sulama başlayınca sulanan tarlalarda salyangozlar arttı. Müslüman olmayanlar bunlardan bol bol yedikleri için karaciğer hastalığına yakalandılar. Bunun nedeni biraz güç anlaşıldı. Ancak bir zooloji uzmanı, salyangozlarda parazit olarak yaşayan bir canlının varlığını ortaya çıkardıktan sonra, hastalığın bu parazitten meydana geldiği belirlendi.

* Endonezya'nın Borneo Adası'nda BM örgütü tarafından 1950'li yıllarda DDT ile sıtma mücadelesi başladı. 

Sonuçlar:

Köylülerin sazdan yapılmış damları çökmeye başladı. Veba hastalığı salgını ortaya çıktı. Sıtma mücadelesi için, kırsal alanlardaki kerpiç evlerin duvarlarına da DDT sıkılmıştı. Buralarda yaşayan ve tırtılların düşmanı olan bazı böcekler öldüler. Tırtıllar da düşmanları yok olduğu için çoğaldılar. Kitle üremesi yapan bu tırtıllar saz damları yemeye başladılar. Bunun sonucunda saz damlar çökmeye başladı.

İlaçlama sonucunda, evlerdeki hamam böceklerinde DDT'ye karşı bağışıklık meydana geldi. Bu zehirli ilaç bunların vucudunda büyük miktarlarda birikti. Bu biriken DDT beslenme zinciri yoluyla, önce onları yiyen kertenkelelere, onlardan da kedilere geçti. Belli bir süre sonra kediler ölmeye başladı. Kediler azalınca meydan farelere kaldı ve kitle üremesi yaptılar. Böylece veba hastalığı kaynağı yaratılmış oldu.

Bütün burada artardığımızdan çıkarılması gereken bir sonuç var: Ekosistem içinde bir unsur çıkarıldığında oluşmuş doğal denge bozulur ve kendi içinde diğer unsurlara zincirleme bir etki yaparak olumsuz açıdan etkiler. 

Bozulan ne?

İnsan vücudunun %98'i sudur/sıvıdır. Su her gün en az 1,5 litre içilmesi şart olan bir maddedir ve bunun içinde de insanların organizmalarına gerekli olan mineraller vardır. İnsan önemli bir organik zarara uğramadan 30 gün aç yaşayabilir ama 5 gün susuz yaşayamaz. Su içindeki minerallerin anorganik maddelerin suya karışımı, aynı havadaki bozulma gibi insan sağlığını etkiler. Örneğin; kimya fabrikalarının ürettiği çeşitli zehirli maddeler, topraktan fazla toplama amacıyla atılan suni gübrelerdeki azotlu maddelerin yağmur sularıyla yeraltı su birikimlerine, nehirlere ve göllere karışması sonucunda içme suyunun bozulması "modern" insanın bulaşık tozu ve çamaşır tozu diye tabir ettiği zehirli artıkların kanalizasyonlardan nehir ve denizlere taşınması, vb. suyun arılığının korunamamasının yanısıra büyük bir sorun olarak, doğadaki diğer dengelerin bozulmasına paralel olarak iklim değişimleri ve bunun sonucunda dünya su reservlerinin azalması da beraberinde gelmektedir.

İnsan varlığı suya duyduğu kadar besin maddesine de ihtiyaç duyar. Besin maddeleri genelde hayvansal gıdalardan çok toprak ürünleridir. Daha fazla üretim ve daha "güzel" ürün elde edebilmek için toprak zehirlenir, ürünler çürümemesi, kurtlanmaması için gene kimyasal maddelerle ilaçlanır. Hayvansal besin maddeleri de aynı şekilde sürekli zehirli maddelerle takviye edilerek daha ucuz ve daha bol, daha uzun süre bozulmayan ve gösterişli hale getirilir. Dolayısıyla doğanın tabii ürünü yerine insanlar kendi sağlıklarını tehdit eden, çeşitli hastalıkların kaynağı maddeleri besin yoluyla 'afiyetle' yerler.

İnsanlar dünyamızda iklim dediğimiz, içinde dört mevsimi taşıyan yağmuruyla, karıyla, rüzgariyla yaşamına bir denge sağlamıştır. Bunun değişimi örneğin, sürekli ısının ortalama 50 derece olması, ya da kasırgaların sürekli hale gelmesi, hiç yağmur yağmaması gibi değişmeler de insan varlığını tehdit eder. Doğanın dengesinde önemli bir yeri olan Amazon ormanları aynı zamanda dünyanın akciğerleri görevini gören bir özelliğe sahiptir. Bu ormanların hayasızca km2'ler halinde kesilip yok edilmesi, bu dengelerin bozulmasına sebep olacak etmenlerden biridir.